Tarih 01 Temmuz 2007, 12:45. Yazan akin2393.
Etiket:
Tarih 01 Temmuz 2007, 12:30. Yazan akin2393.
Etiket:
Şehitleri detaylı görmek için tıklayınız: http://www.sehitlerolmez.com/sehitler.php
Tarih 01 Temmuz 2007, 12:28. Yazan akin2393.
Etiket:
Merhaba şehit yakınları ve tanıdıkları şehitlerimimzi merak ediyorsanız aramak için tıklayın : http://www.sehitlerolmez.com/sehit_ara.php
Tarih 01 Temmuz 2007, 12:26. Yazan akin2393.
Etiket:
GAZZE - Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, Filistin lideri Mahmud Abbas'a bağlı güvenlik güçlerinden özel timlerin bulunduğu karargahın altında patlatılan bomba, 13 güvenlik görevlisinin ölümüne yol açtı.
Patlamada, onlarca kişinin yaralandığı, ancak ambulansların bölgede Hamas ve İzzeddin El Kassam Tugaylarının engellemeleri yüzünden olay yerine ulaşamadığı da belirtildi.
Edinilen bilgiye göre, özel timlerin bulunduğu karargahın altına kadar kazılan bir tünele, 1 tonluk bir bomba yerleştirilerek patlatıldı. Patlamada karargahın tamamen yerle bir olduğu öğrenildi.
Tarih 01 Temmuz 2007, 12:25. Yazan akin2393.
Etiket:
KUDÜS - İsrail'in en deneyimli politikacılarından Şimon Peres, cumhurbaşkanı seçildi.
İsrail'in kanal 2 televizyonu, Cumhurbaşkanlığı için yapılan nihai oylamada, ilk turdaki rakipleri çekilen Peres'in cumhurbaşkanı seçildiğini duyurdu.
Tarih 01 Temmuz 2007, 12:24. Yazan akin2393.
Etiket:
ABD K.Irak konusunda neden bu kadar hassas?
- Neden Türkiye’nin K.Irak’a bir harekat yapması konusunda aşırı duyarlı?
- ABD, Afganistan, Somali, Bosna, Lübnan ve Kosava gibi dünyanın en karışık bölgelerinde Türk askerini hep yanında istiyor. Örneğin Afganistan’da ve Kosava’da komutayı Türk komutanlara bırakıyor. Buralarda güveniyor da acaba neden K.Irak’ta Türk askerini istemiyor?
- K.Irak’ta görev yapan irtibat subaylarına çuval geçiren ABD neden yine oradaki askerlerimize peşmergenin silah doğrultmasına göz yumuyor?
- Irak’ın Şii ve Sünni bölgelerinde güvenliği Şiilere ve Sünnilere bırakmayan ABD neden K.Irak’ta güvenliği peşmergelere veriyor?
- ABD neden K.Irak sınırımızda helikopterlerle teröristlere karşı yaptığımız mücadeleyi yakından takip ediyor?
- Bush Barzani’ye neden çok özel bir başbakan muamelesi yapıyor?
- Irak’ın her yeri kan gölüne dönmüşken neden K.Irak’ta hiç sorun çıkmıyor?
Tam tersine Erbil ve Süleymaniye’de muazzam bir yapılaşma ve şehirleşme var.
Bu sorular Türkiye’nin K.Irak’a yapması tartışılan harekatın stratejik derinliğini yakından ilgilendiriyor.
İşte önce stratejik cevap sonra da ABD’nin K.Irak’taki büyük sırrı.
HÜRRİYET
Tarih 01 Temmuz 2007, 12:24. Yazan akin2393.
Etiket:
PARİS - ABD, İran'ı Afganistan'daki Taliban hareketine silah yollamakla suçladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Nicholas Burns, Paris'te bu akşam konferansta konuşurken, Tahran hükümetinin Taliban'a silah ve mühimmat gönderdiğini ve Ortadoğu'da bazı radikal örgütlere destek olduğunu iddia etti.
Burns, ''İran bugün Afganistan'daki Taliban'a silah sevkediyor'' dedi.
ABD Savunma Bakanı Robert Gates, ay başında Kabil'i ziyaret ederken, İran'ı böylesine açık ifadeyle suçlamamıştı. Gates, ''İran'dan Afganistan'a silah gittiğine dair haberler duyduklarını'' söylemişti.
12 Haziran 2007 Salı -- 22:33:00
Tarih 01 Temmuz 2007, 12:22. Yazan akin2393.
Etiket:
Merhaba
Mesajınızı aldık inşallah bir sonuca ulaşabiliriz. Ben ve kız kardeşim lise Mezunuyuz. Ben 1973 , kardeşim 1976 doğumlu. Babamız 6 mayıs 1980 yılında Eskişehir’de Kanlıpınar mevkiinde trafik kazası sonucu görev esnasında şehit oldu.
Bize sorduğunuz şehitlik belgesi elimizde mevcut. Hendek emniyet Müdürlüğünden araştırabilir, bilgi alabilirsiniz. Sizi rahatsız etmek istemezdik fakat olan imkanlardan yararlanmak istiyoruz.
26 yıl oldu babamız vefat edeli ve bu konuyla ilgili kime ne dediysek bırakın ilgilenmeyi duymadılar bile. Benim anlamadığım bir çok toplantıya çağırılıyoruz Sakarya Emniyet Müdürlüğü’nede gidiyoruz , sorunlar iş imkanları soruluyor dile getirdiğimiz halleden olmuyor.
Ben şunu anladım bütün şehitler ve şehit aileleri aynı konumda tutulmuyor.
Terör de ölen polis çocuklarına tanınan haklar ayrıcalıklı.
Ben 4 yıl Hendek Emniyetinde çaycılık yaptım defalarca söyledik Bizi de ya beni ya kardeşimi kodrolu olarak biryere alın diye çok uzun işler olduğunu nasıl yapılacağını bilmediklerini söyleyip geçiştirildik.
Eğer sizinle ilgili bir konu değilse bu mevzuu nereye kimlere gitmemiz lazım bize bu konuda yardımcı olun..
Lütfen.babamız Hamdi Uzun Eskişehir’de şehit oldu . 6 Mayıs 1980 yılında.bizler sadece lise mezunuyuz eğer bir yerleri kazansaydık
Maddi açıdan nasıl yapardık bilemiyorduk.bu yıl Erdek Polis Kampına gittik ilk kez onlarca şehit ailesi orda tabi hepsinin bu haktan yararlanarak işe sokulduklarını gördük ve ondan sonra bende geçte olsa hakkımızı aramaya karar verdim.
Lütfen bize nereye başvurmamız konusunda Yol gösterin…
Eminim ki Türkiye’de bu haktan yararlanmayan tek kişi biziz.
Zamanınızı aldığım için kusura bakmayın..bizi yönlendirirseniz çok seviniriz.
Saygılarımla.
Özlem Uzun / Hendek - Sakarya.
Tarih 01 Temmuz 2007, 12:21. Yazan akin2393.
Etiket:
Dün yine toprağa gencecik fidanların kanı düşmüştü..! Anaların bağırları yanarken, yine vatan sağolsundu...Dün kan toprağa düşerken yine gözlerden yaşlar süzüldü, yine katillere lanetler okundu, beddualar edildi... Anaların ve gelinlerin yüreklerinde ise sızıdan da öte bir şey vardı...Evet, onların yürekleri kanamıştı... kahpe kurşun Civanmertleri şehit ederken, analarının yüreklerinde de görünmeyen kanlar akıtmıştı...Artık anacığın oğlu yoktu zahirde...Hayır -hayır;
Yok olan şehitler değildi aslında... onlar ölmediler şehadet şerbetini içip canları karşılığında Rabb’ lerinden cenneti satın aldılar...Ve geride kalanlar... Analar, babalar, yavrucuklar, şehidine döktükleri gözyaşları...
O, Bayrak inmesin, ezan susmasın, vatan bölünmesin diye kurban olmuşdu bu vatana ama devletin ileri gelenleri, o'nu çoktan unutmuştu bile...Uğurlanırken bile sessiz -sessiz ve kimsesiz uğurlanıyordu...
Şimdi ayrılık vakti geldi;ve sen gidiyorsun şehidim...Senin için düzenlenen son görevde sade bir törenle gidiyorsun...Yolcu edenlere bir bak! görüyormusun? üç-beş Rütbeli komutanın, sevenlerin, eşin ,dostun Ve....Annen..! kimleri bekliyordun ki? Vatan- vatan deyip canını verdin;oysa bu ülkenin ileri gelenleri burada bile çiftte standart uyguluyor ve seni görmezlikten geliyor,önemsemiyorlar şehidim..!çünkü sen "jandarma er" din onun güzünde… Rabbim "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz bilakis onlar diridirler" ayeti kerimesiyle yücelttiği makamı, Devletin ileri gelenleri küçümsüyor ve anmıyor bile şehidim..! onlar şimdi rütbe uğurluyorlar... hani birlikte düşmüştünüz ya bu toprağa, hani birlikte koruyordunuz ya vatanı...Şehit yoldaşın rütbeliydi şehidim... Belki de son yolculuğuna layık değillerdi de; nasip olamadı seni uğurlamak onlara...
Rütbeli şehidimize güller atıyorlar ,Sözde büyükler son derece soğuk ve taş gibi kaskatı duruyorlar... Siz ilgili kişiler..! sizler bilemezsiniz bir oğlu toprağa vermenin ne demek olduğunu. Ve bir annenin yüreğinin taa derinliklerindeki acısını.. Size göre parsel -parsel sattığınız vatan sağolsun(!) bir yiğit toprağa düşer yerine bir başka yiğit gelir...Sahi siz hiç kanayan yüreğinizi sarsın diye soğuk bir çerçeveli camın içindeki Şehidin resmini öptünüz mü ?
Ya bir bayrağa sarılı tabutu, yada sonrasında kara toprağı kucaklayıp ta; yavrum-yavrum diyerek, avundunuz mu ? Efendiler! Onlar birer yiğittiler...Can'dan, kan'dan bahsediyorum..! şehit olmak herkese nasip olmaz amenna; ama bu gidişe "dur !"demeli...Bu düzen böyle gitmemeli... Yürekler kanıyor,akan kan'dan giden can'dan bahsediyorum!!!Artık Anadolu çocukları ölmesin, artık onların analarını ağlatmayın,yüreklerini kanatmayın!!!
Durdurun bu alçakça ve kahpece saldıran hainleri, işbirlikçileri, artık kesin çözüm arayın,terör belasını güzel yurdum, cennet vatanımdan def edin,yoksa Anadolu insanının,anaların dayanma gücü kalmadı, "yeter artık dur!" deme zamanı geldi, geçiyor....
Semra Demir
Tarih 01 Temmuz 2007, 12:20. Yazan akin2393.
Etiket:
Bir mektup yazdım Yılmaz Erdoğan'a… Zarfa koymadan önce sizlere de yüksek sesle okumak istedim…
Yılmaz Erdoğan BKM/İstanbul
Bir mektubu okuduktan sonra beğenmeyip, zarfa tekrar koyup göndericisine iade etmenin hoş olmadığını bilmediğimi sanma. Ama bu sefer böyle oldu ve ben yazdığın mektubu, bu mektubumun ekinde sana iade ediyorum…
Benim hiçbir zaman senin gibi romantik bir dilim olamadı. Edebi lafları arka arkaya dizip şiir yazmasını ise hiç bilmem… Ama bu benim hassas olmadığım veya duygusuz olduğum demek değildir.
Seni anladım. Hem de çok iyi anladım. Aman!
Sakın! Mütareke basının anladığı enteller gibi seni anladığımı sanma! Allah beni o durumlara düşürmekten saklasın!
Eğer bir gün görseydim seni bir şehidimizin cenaze töreninde, elinde al bayrakla en önde yürürken, "Bu Vatan Bölünmez" diye bağırken, yazdığın mektubun içindeki maddi hataların hepsini görmezden gelir, sana iade etmezdim. Derdim ki en nihayetinde; " Sanatçı kafasıdır, karışmış biraz…"
Ama;
Gönderdiğin kanamalı güvercindi silâhı eline alıp ilk dağa çıkan. Terörü başlatan ve devam ettiren de o oldu. Hatta terörden ekmek dahi yedi. Senin savaş dediğinin adı terördür. Savaş iki devlet arasında olur. Topraklarımız içinde ayrı bir devlet kuruldu da bizim mi haberimiz olmadı?
Senin kanamalı güvercininin elindeki keleşten çıkan mermi ile kıpkırmızı bir gül yaprağı olup düşerken Mehmetçik sahi sen ve mektupların nerdeydiniz? Biliyor musun; öz be öz Türkçe olarak kaç ana, kaç eş, kaç evlât bağırdı; "Söyleyin Güneşe Bu Sabah Doğmasın!" diye… Sen, sahi o zamanlarda da nerelerdeydin?
O Mehmetçik'lerin yüzlerine bakmaya kıyamazdın. Bahar kadar güzeldiler… Ay kadar güzeldiler… Ecelleri senin mektubunda siyasallaşmasını resmen istediğin PKK'nın ta kendisi oldu.
Bak sen bir mektup yazdın. Herkes sesini duydu. Peki; sen geçen hafta Gül Hanımın sesini duydun mu? Gül Hanım bir şehit eşi… Senin bahsettiğin o mayınlarda geçtiğimiz günlerde şehit olan binbaşının ardından annesinin "Artık vatan sağ olsun demeyeceğim" demesi üzerine "Hiç kimsenin bu anayı kınamaya hakkı yoktur" başlıklı bir yazı yazdı.
Tabii Gül Hanım senin gibi ince zanaatkâr olmadığından, sesini ancak bizler duyabildik. Ne mütareke basının başköşelerine çıktı, ne de dantel misali entellerden destek alabildi…
"Zemheri soğuğunda ateşler içinde yandım" dediğinde, biz onu çok iyi anladık. Yazdıkları öz Türkçe idi… Sade Türkçe idi… "Elimde kelimeler var" deyip alt alta dizerek şiirimsi havalar katarak, senin gibi satır arası mesajlar iletmeye çalışmadan, açıkça, mertçe yazdı… Gerçek bir Türk kadını idi yazarken… Kaçak güreşmedi senin gibi…
Ağırbaşlı, vakur, efendi, sözünün ardında duran cesur bir Türk kadını Gül Hanım.
Ateşin düştüğü yer Gül Hanım.
Yani senin anlayacağın, şehit eşine lâyık bir Türk kadını Gül Hanım…
Sahi, senin bahsettiğin şu kürtçe ağıtlardan birini, birebir tercüme edip yollasana bana… Yayınlayalım! Gül Hanımın feryadını okuduğumuz gibi onları da okuyalım! Birkaç tanesinin çevirisi bana denk geldi, biliyorum… Onlardan olsun ama… Sakın kıvırtma! Çok iyi kürtçe bildiğinin dersini de vermişsin mektubunda…
Uzun uzun mektubunda yer ayırdığın mayınlardan sadece son bir ayda kaç asker, kaç subay şehit oldu bilir misin? Dağın tepesine helikopterle indirme yaparken aşağıya atlayan asker, mayının üstüne bastığında, ölüm nasıl gelir bilir misin? Her şeyi hayal eden beyin gücün, onu da hayal etsin bir kere… Dağın tepesine o mayınları kim döşedi? Ya da asfalta? Veyahut kuş uçmaz kervan geçmez patikalara kimler döşedi o mayınları? Mektubunda mayınları döşeyenlerin adını koymayarak, mayınlarla gelen ölümlerde orduyu da ne kadar net suçlamışsın!
"Dağa çıkmak yazgı" dediğin an mektubunda, sen de onlardan olmadın mı? Ya da yazgının mı tarifini bilmezsin? Aynı cümle içine "kışlada olmak yazgısı" kelimelerini de katarak, kelimelerinle yaptığın oyunu görmedik mi?
Kanlı terör örgütünün eşkıyaları ile bu ülkenin şerefli askerini aynı kefeye koymak seni "aydın –sanatçı" yapıyorsa ve mütareke entellerinden de destek alıyorsan eğer; senin de, entellerinin de boynunadır bu işin vebali… Masumiyetten bahseden güya masum(!) mektuplar yazarak bu vebale de bizi ortak etmeye kalkma…
Edebiyatçılardan(!) çok büyük destek alan bu mektubu, açık olarak Türk milletine yazana kadar neden dağdaki kızlarınıza bir mektup yazmadın? Senin aşk ve sevgi dilinin çok iyi olduğunu söylerler. Yazsaydın ya o kızlara;
-" Yakışır mı size âşıktaşlık etmek! Bir erkek evleneceği kadının yapısında asalet arar! Nezaket arar! Namus arar! Hangi erkek, soğuk dağ gecelerinde eşkıya yatağı ısıtmış, yorgun yosmayı alır? Bakın bana, evlenmek için sizler gibi dağdan bir kızı mı seçiyorum?"
Cesaretin varsa Yılmaz Erdoğan bu mealde bir mektup yaz… Senin kahramanlığını ben o zaman göreyim.
Önceden gerekli mihraklara haber verilerek desteği sağlanmış, kendi kendine sipariş ettirilmiş mektuplar yazarak, Türk Milletini ve Türk Ordusunu suçlayarak kaybeden sen oldun… Tarih senin gibi kaybedenlerle dolu…